
…okumuştum yazanları. çok tanıdık gelmişti bana. hatta sanki bendim. Okudukça daha da derinleşti. renkler bir anda sanki anlamlarını yitirmişti. Sanki gökyüzü artık parlak olmayacaktı. eller artık aynı anlamı taşımayacaktı. yağmur sankı daha gür yağmayacaktı.bir yaprak bile bu kadar solamaz. tekrar tekrar baktım ve hiç yabancı değildi. Hatta bendim, evet evet bendim. Sordum kendi kendime “Neden Şimdi??” zamanında hocamın “bilinç nedir” diye sorduğu soruya “insanın çevresinin ve kendisinin farkında olmasıdır” diye cevap vermiştim. Ama o zamanki anlamıyla şimdiki anlamı çok daha farklı benim benim için. Bilinç artık daha derin olmalı diyorum. Hatta “kendisinin” kısmını silesim geliyor bazen. Ellerimi kaldırıp avuçlarımın içine bakarken acaba diyorum? Eller ne çok şey anlatırmış diyorum kendime. Farketmesemde beni yansıtırmış. Ellerimi kapatıp tekrar yazmaya devam ederken kafam aslında burda değil. Kafam mavi sayfalarda….. Neden ben? Niçin şimdi? “Parisienne Moonlight ve gökyüzü”. müzik (!) akıp giderken bu yazdıklarım kimin için ne ifade edecek bunu sadece ben bilirim. Zaten başkasının da bişey bilmesi gerekmez. Hava karanlıktı ve soğuktu. Eller görünmüyordu. Neden anlamını kaybetti sanki herşey? Bu kadar üst üste gelmemeliydi. Pişmanlıklar fayda vermez, kararlardan dönülmez. Düşünceler hep ordadır ama her zaman yaşanmaz, yaşanamaz. Bir çok şey değişti kısa sürede. geç kalmışlık hissi, yapmak istediğini yapamamak ve bunun için pişman olmak, dövünmek kendi kendine, bilinmezlikler içerisinde artık daha anlamsız. kaybolan anlamlar içerisinde anlam aramak ….??